Odaklanma günümüz şartlarında ne ölçüde mümkün?

Günümüzün hızlı yaşamı, yavaşlamayı, dikkat toplamayı, akıllı seçimler yapmak için bir an olsun düşünmeyi zorlaştırıyor. Günümüzün iletişim dünyası yaşadığımız her an bizi rahat bırakmayan, dikkatimizi sürekli dağıtan iletilerle dolu. Bu şartlar altında başarıya nasıl odaklanabiliriz? 

Elinizdeki işi yetiştirmeye çalışırken çalan telefon, bilgisayar ekranına düşen iletiler, akıllı telefonunuzun ekranından akıp giden uygulama haberleri… Henüz kahvaltı etmemiş olabilir misiniz?

“Beni rahat bırakın, sadece elimdeki işle ilgilenmek istiyorum!” diyebilmek artık sadece CEO’ların lüksü gibi görünüyor. Başarıya odaklanma ve zaman yönetimi eğitimleri, teknolojinin kölesi olmamak ve teknolojiyi doğru kullanmak için düşünme yöntemleri artık şirketlerin iç eğitimlerine de konu olmaya başladı.

Konsantrasyon bozukluğu kavramı geçmişte daha çok genetik kökenli olan ve psikiyatrik bir problem için kullanılırken günümüzde bir insanın mevcut ontolojisi ile her zaman altından kalkamayacağı görevler, seçimler, işlemler ve eylemler karmaşasından güç alan yaygın bir akıl karışıklığı problemine (hatta salgınına) dönüşmüş durumda.

Teknolojik çözümler insanların hayatını kolaylaştırmak için sürekli güncellenirken gündelik işlevlerimizin sayısı artmaya, aldığımız sorumluluklar altında ezilmeye ve bazen oturduğumuz yerden hiç kalkmadan sayısız yaşamsal karar almaya zorlanıyoruz. Birçok hastalıkta olduğu gibi konsantrasyon bozukluğu da artık insana ait bir sorun olmaktan çıkıp dış dünyadan gelen etkilerle normal insanların ayrılmaz bir parçası haline gelen, yeni bir sorun halini aldı.

İç ve dış uyaranlardan etkilenmeden, dikkat ile bir işe yoğunlaşabilme; iş üzerinde dikkati sürdürebilme… Evet, bu bir temel ihtiyaç artık, oysa diğer yandan sadece bir tanım: Konsantrasyon yeteneğinin tanımı. Dikkati toparlama ve sürdürme (yani odaklanma) konusunda yaşanan normal problemlerle nasıl başa çıkabiliriz?

Bu sorunun hedefe odaklı tedavi seçeneği olduğu gibi yaşam tarzımızı değiştirerek ulaşacağımız çözümleri de var. Psikiyatrik çözümler, daha çok davranışçı sayılabilecek ödevleri yerine getirmeye ve yeni kurallar inşa edip onlara uymaya dayandığı için zaman içerisinde bu yaklaşım da yaşam tarzı değişikliğini hedefliyor denebilir. Ama insanın varoluşunu sürekli iradesi ile düzeltmeye çalışması, sonuçsuz bir çabadır. Kendiliğinden oluşmayan, aslında yapay ama yaşandığı için gerçek olan yeni yaşam düzenimiz, irademizin ötesinde bilinçli bir müdahaleyi hak etmiyor mu sizce de?

Bu yazıda temelde önerilen dikkat eksikliği ve odaklanma güçlüğüne karşı tedaviden önce koruyucu tedavinin uygulanmasıdır. Yaşadığımız odaklanma güçlüğü, sebep olduğu beslenme düzensizliği, uykusuzluk gibi etmenlerle yeni bir kısırdöngü yaratmış olabilir. Bu kısırdöngüyü ortadan kaldırmak için beynin çalışmasını, sinir sisteminin sağlığını, vücuttaki hücreler arası alışverişin hızlanmasını sağlayacak kararlı çözümler, doğru beslenme ve beslenme katkılarının alınması, uykusuzluğun hemen giderilmesi, iş ve ders çalışma tercihlerinin acilen düzenlenmesi, uzun vadede yaşam tarzının düzeltilip pekiştirilmesi hedeflenmelidir. Bu yaklaşım sayesinde dikkat dağınıklığı ve hatalı, başarısız süreçler yerini odaklanarak iş yapmaya ve buna bağlı başarının getirdiği hazza bırakacaktır.

İrade ile değil de öyle karar verdiğimiz için, sayısız iletinin cirit attığı bilgisayarlarımızın, sinyallerin doluştuğu telefonlarımızın, bir e-posta ya da bir mesajla aniden karşımıza çıkıp duran insanların talep ve düşüncelerinin içinde yolumuzu kaybetmeden ilerlemek için yapabileceklerimiz var.

Blurred text with a focus on success

Konsantrasyonu artıran teknikler

  1. Kişisel odaklanma teknikleri geliştirmek, görev listesi oluşturmak ve birden fazla işi aynı anda yapmamak,
  2. Sağlıklı beslenmek,
  3. Düzenli ve tam uyku uyumak,
  4. Düzenli beyin egzersizleri yapmak, (bulmaca çözmek ve zeka oyunları oynamak),
  5. Konsantrasyon çalışmaları arasında spor yapmak, yürüyüş ve benzeri fiziksel aktivitelere yönelmek,
  6. Uzman psikiyatristler tarafından reçete edilen Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ilaçları kullanmak
  7. Beslenme bozukluğundan kaynaklanan odaklanma sorunlarını gidermek için eksik mineral ve vitaminleri takviye etmek.

Odaklanma problemi nasıl oluşur?

Beslenme bozuklukları ve uykusuzluk odaklanma-konsantrasyon eksikliği için güçlü sebepler arasındadır. Bunlarla birlikte genetik faktörlerden kaynaklı odaklanma sorunu yaşamak da mümkündür. Odaklanma problemi ve konsantrasyon bozukluğu konusunda en büyük tetikleyici ise teknolojidir.

Sosyal medya bildirimleri, saat alarmı, SMS bildirimi, çağrı bildirimi, otomobil iç uyarıcıları ve korna gibi dış uyarıcılar, trafik işaretçileri, toplu yaşam alanları, sürekli duyduğumuz sesler ve genel adıyla tüm uyaranları bu kapsamda sıralayabiliriz. Bu kadar uyaran arasında bir işe konsantre olmak da zorlaşıyor. Bir süre sonra odaklanma yeteneğimiz köreldiği için sessiz ofislerimizde dahi odaklanma sorunu yaşayabiliyoruz.

Teknoloji, başarıya odaklanmamızı engelleyici özelliklere sahip olsa da bu durum temelde tercihlerimizle ilgili.

 

Dikkat dağınıklığına karşı beslenme önerileri

Unutkanlıktan yakınan pek çok insan doktorlara “alzheimer oldum!” endişesi ile koşuyor. Oysa şehir insanını kuşatan zor koşullar, yazılı ve görsel basının devamlı pompaladığı “hastalık” korkuları ile birleşince; unutkanlık gelişebiliyor. Günümüzde 13, 14 yaşlarındaki çocuklar bile “unutkanlık” sorunu yaşayabiliyorlar.

Günümüz sıkışık trafikte bir yerlere yetişme çabası ile geçiyor. Bol abur cuburla besleniyoruz. Paketlenmiş gıdalar tüketiyoruz. Çocukların beslenmesinde, şeker tüketiminde patlama yaşanıyor. Doğal gıdalar, sebze-meyve, sağlıklı ve bol su yeterince tüketilemiyor. İnsanlar daimi bir korku ve koşuşturma içinde yaşıyor.

Photoshop created Magnifying glass with focus on success

Sınav Döneminde Beslenme

Üniversite sınavına sayılı günler kala oluşan sınav stresi yeme davranış bozukluğunu ve beraberinde kilo kayıplarını, aşırı kilo alımını, mide bulantısı, kabızlık, baş dönmeleri gibi birçok sağlık problemini gündeme getiriyor. Bu dönemde doğru, yeterli ve dengeli bir beslenme programı uygulanırsa hem sağlık problemlerinden korunma hem de doğru besin seçimi ile başarıyı artırmak mümkün.

Dengeli beslenmenin en basit tanımı her grup besinden yeterli miktarda tüketmektir. Sınava hazırlanan kişiler gerek zaman bulamamaktan gerekse alışkanlık olmadığından günün en önemli öğünü olan sabah kahvaltısını atlar. Oysa beyin kan şekeriyle çalışır ve sabah kalktığımızda kan şekerimiz düşüktür. Yine kan şekerinin düşmemesi ve bir sonraki öğünde fazla besin alınmaması için mutlaka ara öğünler yapılmalıdır. Ara öğünler basit şeker içeren, kan şekerinin hızla yükselip, düşmesine sebep olan tatlı, çikolata, hazır meyve suları yerine kan şekerini yavaş yükselten ve düşük kalori içeren meyve, yoğurt, küçük kepekli sandviç, ayran gibi gıdalardan oluşması doğrudur. Hiçbir öğün atlanmamalı ve öğünlerde dengeli beslenilmelidir. Yağsız et, yoğurt, salata, sebze yemeği ve kepekli ekmekten oluşan öğünler dengelidir. Başarının arttırılması için tatlı, çikolata gibi şekerli besinlerin yüksek miktarda tüketimi hatalıdır. Kan şekerini hızla yükseltmeyen diğer şeker kaynakları olan meyve, kepek ekmek, pilav, kepekli makarna, bulgur, yulaf gibi şeker kaynaklarının tüketimi gerekmektedir.

Özellikle bu dönemde çok fazla çay, kahve ve kola içmek kalp çarpıntısına, huzursuzluğa, geç saatlerde de uykusuzluğa, korku ve endişeye neden olur. Kolalı içeceklerde bol miktarda kafein içerir. Bunların yerine C vitamini içeriği yüksek kuşburnu, papatya, adaçayı gibi bitki çayları tüketmek daha doğrudur. Özellikle rezene gibi sakinleştirici etkisi olan çayların her gün tüketimi de stresin azaltılmasında etkendir.

Stresin azaltılması açısından besinlerde bulunan antioksidanların tüketilmesi önerilebilir.

Bunun yanında beyin fonksiyon işlevleri ve sinir sisteminde görev alan B grubu vitaminlerinin de bu dönem de düzenli tüketilmesi gerekmektedir.

Stresin azaltılmasında düzenli uyku saatleri, düzenli egzersiz programları, yeterli ve dengeli bir beslenme programı önerilmektedir.

 

Dikkat eksikliğine ve hafızaya iyi gelen yiyecekler!

Bitter çikolata

Magnezyum ve antioksidan içeriğiyle beyne oksijen taşıyarak daha aktif çalışmasını sağlıyor.

Ceviz, fındık, fıstık

Odaklanma için ise ceviz, fındık, fıstık gibi sinirleri kuvvetlendiren yiyeceklerin yenmesini öneriliyor.

Kırmızı ve turuncu renkli sebzeler

Özellikle domates, havuç ve kırmızı biberde bulunan antioksidan beynin daha uzun süre sağlıklı kalmasını sağlıyor.

Yumurta

Beyin hücrelerini geliştirip hafızanın güçlenmesini sağlayan kolin maddesi içeren yumurta, haftada 3 kez sabah omlet veya haşlanmış olarak yenilmeli.

Yoğurt

İçinde bulunan tirozin isimli madde hafızayı güçlendirip, beyni uyarıyor.

Somon

Omega-3 yağları hem beyni koruyor hem hafızayı güçlendiriyor.

Uskumru ve Sardalya

Öğrenme gücünü ve hafızayı geliştiriyor. Ayrıca sadece sardalyada bulunan koline kimyasalı beyin için önemlidir.

Çilek

İçeriğindeki fisetin maddesi hafıza kaybının etkilerini azaltıp, unutkanlığı geciktiriyor.

Kırmızı et

Demir eksikliği, konsantrasyon eksikliği ve yorgunluğa neden oluyor. Yüksek oranda demir içeren yağsız kırmızı et haftada 2-3 kez tüketilmeli.

Lahana

Stressiz öğrenmeyi sağlar (Guatr olanlarda kullanılmamalı)

Tahıl

Önemli bir B vitamini kaynağı olan tahıllar, kan şekerini dengeliyor.

Kaygılar, kaygılar…

Gelecek kaygısı, sınav kaygısı, güvenlik endişeleri, ailevi sorunlar gibi daimi bir korku ikliminde bulunuyoruz. Herhangi bir konuda bilgiye dayalı haberler ile söylentiye, kuşkuya, komplo teorilerine dayalı haberler birbiriyle yarışıyor. Geleceğe ve geçmişe yönelik dikkatimiz, büyük bir dengesizlik yaratarak bizleri o anı yaşamaktan uzaklaştırıyor. Aslında insanların verimli ve mutlu olabilmeleri için tüm dikkatlerini yaptıkları işe vererek “şu ana” ve “şimdiye’’ odaklanmaları gerekir. Oysa insanların kafaları her zaman meşgul, tam da bu nedenle “dikkat eksikliği”, “odaklanamama” sorunu yaşıyoruz. Bu sorunun ulaştığı son durak ise “unutkanlık” oluyor.

 

İş hayatı ve sınavlar, yaşamın dönüm noktaları

Odak ve ona eşlik eden, belli ya da sağlıklı oranda seyreden bir stres düzeyi herhangi bir işi iyi yapmanın aslında tek yolu. Ne kadar konsantre olursanız o kadar iyi iş çıkarırsınız. Odağı olmadan çalışmak ise başarısızlıktır. Kişinin odağını kaybetmesi hedefinin olmaması kadar kötüdür. Dikkatini toplayıp her anını planlayıp değerlendirmedikten sonra hedefine ulaşması neredeyse imkânsızdır.

Dikkat dağıtıcılarını trafikte karşımıza çıkan yol barikatları olarak düşünebiliriz. Başarılı olmak için, gerçekten başarmayı istediğiniz şeye konsantre olmanız gerekir. Kariyerinizde en üste çıkmak için aklınız hep yapacaklarınızda, geliştireceklerinizde, takımınızı nasıl daha üretken hale getireceğinizde olmalıdır.

Birden fazla işe odaklanmak günümüzde gerçekten de mümkün görünmüyor. Araştırmalar insanların ancak bir veya iki şeye odaklanabildiğini gösteriyor. Bu nedenle beş ayrı iş yapmak yerine bir tek işi hakkını vererek yapmayı deneyin.

Hangi alanda sivrilmek, 1 numara olmak istediğinize hemen karar vermelisiniz.

Beyin, gelişmesi ve olgunlaşması en uzun süren organımızdır. Beynin fizyolojik gelişimi 20’li yaşlara kadar devam eder. Beynin dikkatten sorumlu bölgeleri de, beyne paralel olarak gelişimlerine yetişkinlik döneminde de devam ederler. Kısacası, beynimizi ve dikkatimizi geliştirmemiz yaşımız ilerledikçe de mümkündür. Yoğun odaklanma zihnin hızını arttırır, beyindeki sinaptik bağlantıları güçlendirir, neye odaklanıyorsak o konuyla ilgili sinir ağları yaratır ve zihin bölgesini geliştirir. Beynin çalışmasını da bu açıdan bir egzersiz olarak görmek mümkündür.

Odaklanması en güçlü kişilerin zaman zaman akıllarının dağılması normaldir. Aklınız dağıldığında yapılması gereken, kafanızın karıştığını, fikirden fikre atladığınızı fark edip, aklınızı tekrar hedefinize yönlendirmektir. Belli bir süre içinde akıl dağılmalarının sayısı azalacak ve tekrardan odaklanmayı sağlamak kolaylaşacaktır.

Dikkatimizi kontrol etmek demek duygu ve fikirlerimizi kontrol etmek anlamına gelir. Dikkatimizi bir konudan diğerine kendi isteğimiz doğrultusunda değiştirebilir ve çevremizde olup biten diğer olayları tamamıyla yok sayabiliriz. Seçici dikkat diye adlandırdığımız bu yetimiz, tek bir hedefe odaklanıp başka her şeyi görmezden gelmemizi sağlar. Açık dikkat ise, çevremizdeki ve içimizdeki dünyadan geniş çapta bilgi almamızı ve aksi takdirde gözden kaçıracağımız minik işaretleri toplamamızı sağlar. Başarıya odaklanmanın önemli bir kriterini oluşturur.

Dikkat kontrolü söz konusu olduğunda hem seçici hem de açık dikkatin önemi büyüktür çünkü odaklanma esnasında kimi zaman arkamıza yaslanıp büyük resmi görmek ve nelerin olup bittiğini gözlemlemek için açık dikkati kullanırız, başka zamanlarda ise, bir olayla ilgili bir detaya yoğunlaşmak için seçici dikkatimizi devreye sokarız.