bepanthol

Yoksulluk değil “Yok”luk: Hepimiz bu dünyada birer “iyilik elçisi” olabiliriz

Serpil Güzel Ün

 

Dünyada her dört saniyede bir, bir çocuk susuzluktan ölüyor. Yaklaşık 2 milyar insan sağlıklı ve temiz suya ulaşamıyor. Her yıl susuzluktan 3,5 milyon insan hayatını kaybediyor. Afrika’da insanlar temiz su için her gün 2 ila 5 kilometre yol yürüyor. Her dokuz kişiden sadece biri ıslah edilmiş su kaynağına ulaşabiliyor.

Bir yaşam düşünün; su yok, elektrik yok, yeterli aş yok, eğitim yok, multilingual (çok dillilik) kültürü yaygın, tuvalet yok, hijyen yok, poligami (çok eşlilik) hakim… Bunun yanı sıra dostluk var, yardımlaşma var, hayat mücadelesi var, renk var, en önemlisi de şükür var. İşte burası Afrika’nın batısı Gambiya. Ülke adını tam ortasından geçen Gambiya Nehri’nden almış.

Bir tarafı Atlas Okyanusu, diğer tarafları Senegal ile çevrili Gambiya’da bir topluluk yaşamı var. Gambiya Afrika’nın en küçük ülkesi ve ekonomik gelişim açısından dünyada en alt sırada yer alıyor. 1965 yılına kadar İngiliz sömürgesi olan Gambiya’nın resmi dili İngilizce. Ülkede her kabile kendi dilini kullanıyor ancak bunların hiçbiri yazılı değil. Çeşitli sorunlar nedeniyle yabancı dil eğitimi yeterince yapılamamakta, bu nokta insanlar arasındaki iletişimde olduğu gibi, ülke kalkınmasının da önündeki en büyük engellerden birini oluşturuyor.

Gambiya’ya nisan ayında gerçekleşen yedi günlük yolculuğum, içinde bulunduğum mevcut hayata çok fazla şey kattı. Özetle varlıklarımıza şükür. Gözlem yapmak ve sosyal sorumluluğumu yerine getirmek için gittiğim bu ülke, fazlasıyla yardıma muhtaç. Okuyacağınız bu yazı ile siz de aslında dünyada hala “YOK”luğun “VAR” olduğuna şahit olacaksınız.

Sivil toplum için yaptığınız her çalışmayla, attığınız her adımla siz de “iyilik elçisi” olabilirsiniz

Marjinal Porter Novelli’nin oluşumu olan, kurumsal sosyal sorumluluk hizmetleri üretip projeler gerçekleştiren MarjinalSosyal vasıtasıyla, son yıllarda sivil toplum dünyasına daha da yakın olma fırsatım oldu. Kanser, otizm, MS gibi hasta derneklerinden eğitim, sosyal girişim, kadın eğitimi, çevre ve doğa gibi alanlarda çalışmalar yürüten STK’lara kadar Facebook’un da desteğiyle “Sosyal Bağış Hareketini”ni yürüttük. Amacımız Türkiye’de bireysel bağış ve sivil toplum kuruluşu (STK) bilincini uyandırmaktı. Bu sene başından beri de aynı amaçla internet radyosu Radyo Gedik’te “İyilik Elçileri” programının yapımcılığını ve sunuculuğunu keyif alarak kalpten üstlendim. Programda konuklarıma “Sivil toplum alanında olduğunuz için kendinizi nasıl hissediyorsunuz?” sorusunu yöneltirken aslında bu alanda ben de iyilik elçisi olarak var olduğumu biliyor ve kendimi çok iyi hissediyordum.

“İyilik Elçileri” programıma konuk olan, sınırları aşan sivil toplum gurusu Sen De Gel Derneği Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Betil’in Gambiya’daki koşullarla ilgili anlattıklarından etkilenerek, 10 kişilik bir ekiple birlikte ben de bu yolculuğa dahil olmak istedim. Sen De Gel Derneği bir “yardım” kuruluşu değil. En az gelişmiş ülkelerde yaşayan insanların yereldeki temel ihtiyaçlarını dinleyip öğrenerek bu insanların potansiyelini harekete geçirebilecek, ihtiyaçlarını karşılayacak sürdürülebilir projeler geliştirilmesi amaçlanıyor. Sen De Gel Derneği’nin amacı elindeki imkânlarla az gelişmişliğe, yoksulluğa ve yokluğa güncel, gerçekçi bir boyut ve kesin çözüm getirmeye çalışmak. Öncelik insanların temel ihtiyaçları.

Yolculuk öncesi “Ne işin var Afrika’da?” diyenler de oldu, tam tersi bu ziyaretimi destekleyenlerde. Ben kalbimin sesini dinledim, destekleyenlerin yanında oldum. Öncelikle yolculuk için risk taşıyan sarıhumma (yellow fever) aşısını yaptırdım. Sarıhumma Afrika ile Orta ve Güney Amerika’nın tropikal bölgelerinde endemiktir. Yeri gelmişken Afrika yolculuğu yapmak isteyen gezginler için önerilerim ve paylaşımlarım şu şekilde:

  • Saruhumma aşısını Sağlık Bakanlığı Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü’ne giderek yaptırabilirsiniz.
    • Müdürlükteki doktor size aşı ile birlikte yaklaşık 10 gün kullanmanız gereken bir ilacı da ücretsiz olarak beraberinde veriyor. Bu ilaç ise yine sinek ısırıkları sonucu ortaya çıkan ölümcül olabilen “sıtma hastalığı” için gerekli. Yalnız böbrek hastası olanların kullanımına uygun değil lakin bağışıklık sorununuz ya da kanser vb. önemli bir kalıtsal hastalığınız varsa Afrika yolculuğundan vaz geçmeniz gerekiyor. Bir de aşı olduğunuza dair kurumdan verilen karneyi de pasaportunuz ile birlikte hudutta yanınızda bulundurmanız gerekiyor.
    • Sivrisinek ısırıklarını en aza indirmek ve Afrika güneşinden korunmak için ise uzun kollu gömlek, uzun pantolon, çorap, şapka, güneş kremi, alerji ilaçları mutlaka seyahat çantanızda olmalı.
    • Vücudunuza sürmek için böcek/sinek kovucuyu eczaneden temin etmelisiniz.
    • Mümkün olduğu kadar perdeli ve klimalı odalarda kalmaya özen göstermelisiniz.
    • Batı Afrika’nın toprağı oldukça tozlu ve kızıldı. Dolayısıyla bir gün giydiğiniz kıyafeti ertesi gün giyemediğiniz için “gezginin bavul raconunu” bozup yanınıza bol kıyafet almanızı öneririm. “Önemli değil ben kir de giyerim” demeyin, toz kokuyor ertesi gün giyemiyorsunuz.
    • Yerel yemekleri yiyemeyecek durumda olanlar yanında mutlaka konserve, dayanıklı ekmek, kuruyemiş, bisküvi, reçel gibi yiyecekler götürmeli. Köy ziyaretlerimiz esnasında ikram edilen yerel yemeklerden elbette ki yedik.
    • 14 bin 445 kişiye bir doktor düşen Gambiya’da hastane ya da sağlık merkezi bulamama ihtimalinize karşılık; antibiyotik, ağrı kesici ya da düzenli kullandığınız ilaçlarınızı mutlaka yanınıza almalısınız.
    • Para birimleri Dalasi ve Türkiye’den temin edilemediği için yanınızda yeteri kadar dolar ve/ya avro bulundurmanızı tavsiye ederim.

Yolculuk serüvenim ve yolculuğa dair gözlemlerim
Gambiya’nın başkenti Banjul’da bizleri Sen De Gel Derneği Batı Afrika Koordinatörü Tuncay Bozkurt karşıladı. 2014’den beri Gambiya’yı yakından tanıma ve anlama fırsatı bulan Tuncay Bozkurt, şu anda eşi Meral Bozkurt ve minik oğlu Jan ile birlikte Gambiya’da yaşıyor, yerel yönetim ve halk ile temas kurarak sürdürülebilir projeler için gerekli çalışmaları yürütüyor. Yedi gün süren uzun, toprak ve zorlu yollar boyunca, kısa aralıklarla bitmek bilmeyen kontrol noktalarında, özellikle kadın polisler tarafından sürekli aracımız durdurulup kontrol edildi. Neyse ki Tuncay Bozkurt ve Gibril Joof seyahat boyunca yanımızdaydılar ve ekibe güven veriyorlardı. Nitekim bu ve benzeri noktalarda güvenlik kuvvetleri bizler için zorluk çıkartmadılar. Sabah ve öğlenleri otuz-kırk derece sıcaklığı hissedebiliyorken, Atlas Okyanusu sahil esintisi akşam ve sabahın ilk saatlerinde içimizi hafiften titretiyordu. Gambia ve tek sınır komşusu Senegal’e yaptığımız 15 köy ziyareti boyunca köylerde su kuyularına, değirmen açılışına eşlik ettik ve solar paneller kurduk. Bir hafta boyunca ağırlıklı olarak kızıl olan zorlu toprak yollarda yaklaşık 3 bin 500 km yol yaptık. Zor koşullarda yaşamaya çalışan bir topluma tanıklık ettik. Afrika sıcağında suya kolay ulaşmış olmanın sevinciyle bizleri törenlerle, konuşmalarla, türkülerle, hediyelerle karşıladılar. Şükretmesini bilen bir topluma sahip Gamiya. En güzel renkli kıyafetlerini giyip ellerinde bayrak yerine ağaçların dallarıyla, gülen yüzleri ve sıcacık şaşkın bakışlarıyla, şarkılarıyla ve sevinç danslarıyla karşıladılar bizleri.

Gambiya serüvenimiz boyunca yolda otobüste, otelde, sahilde, alışverişte kısaca her yerde sohbet ettiğimiz Sen De Gel Derneği Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Betil, ekibin tüm meraklı sorularına oldukça sabırla yanıtlar verdi, tecrübelerini bizlerle paylaştı. Kendisinden önemli bilgiler öğrendim. Bu sene Gambiya’da ve Senegal’de yapılan çalışmalarla ilgili detayları sorduğumda ise şunları anlattı: “Açlık ve susuzlukla mücadele ederek hayatta kalmaya çabalayan en az gelişmiş ülkelerdeki insanların yaşamına destek amacıyla 2012 yılında başlattığımız sürdürülebilir projelerin açılışlarıyla ilgili bu yılın ilk ziyaretini 10-17 Nisan tarihlerinde yaptık. Bazı dernek üyelerimiz ve destekçilerimizin de katılımıyla toplam 10 kişilik bir ekip olarak Gambia ve Senegal’de her gün 12-14 saat süren yolculuklarla 2-3 köy ziyaret ederek, toplam 15 köyde yeni kuyuların açılışlarını, mazotla çalışan değirmenlerin teslimini, sürdürülebilir kalkınma için mikro kredi dağıtımlarını gerçekleştirdik. Her köye girişimizde kadınların ve çocukların coşkuyla, sevgiyle, mutluluklarını ifade eden danslarıyla bizleri karşılamaları, toprak ve kumdan oluşan çukurlu, engebeli yollarda geçen uzun yolculukların yarattığı bedensel yorgunluğu unutturuyordu. 7,7 milyar insanın yaşadığı dünya nüfusunun yüzde 8,6’sı dünyadaki servetin yüzde 85,6’sına sahip. Aynı dünyada 900 milyon insan açlık sınırı altında, 2,1 milyar insan sağlıklı suya erişemiyor, 4,5 milyar insan sağlıklı temizlenemiyor, yoksulluk nedeniyle her gün 30 binden fazla çocuk ve her dakika bir anne doğumda ölüyor, 100 milyondan fazla çocuk ise okula gidemiyor. Bu tabloya bakıp üzülmek ve şikayet etmek yerine, bu tabloyu değiştirebilmek amacıyla çıktığımız yolculukta gerçekleştirdiğimiz projelerle yedi yılda Gambiya ve Senegal’de 405 binden fazla insanın yaşamında sürdürülebilir etki yarattık.” 

Gambiya “Gülümseyen Sahil” olarak biliniyor
Yolculuğumuz boyunca bizi hiç yalnız bırakmayan, yerel halkla aramızda bağ kuran; Gambiya’nın önceki Ankara Büyükelçisi ve Sen De Gel Batı Afrika Proje Müdürü, Gibril Joof ile de kısa bir video röportaj yapma fırsatı yakaladım. Joof, Atlantik Okyanusu kıyısı boyunca çok uzun bir plajı olan Gambiya’nın Gülümseyen Sahil ismini Gambiya halkının iyi, arkadaş canlısı, misafirperver olmalarının bir sonucu olarak aldığını söyledi. İki ülke arasındaki politik ilişkilerden, bağışçıların neden sürdürülebilir projelerde var olmaları gerektiğinden bahsetti.

Yardım insanları yoksulluğa bağımlı hale getiren bir olgudur

Yolculuğumuz boyunca pek çok önemli konu hakkında fikir sahibi olduğum bir diğer isim ise beş yıldır halk ve yerel yönetimlerle birlikte ihtiyaca yönelik projelerin hayata geçmesi için çalışan Sen De Gel Derneği Batı Afrika Genel Koordinatörü Tuncay Bozkurt oldu. Yerel halkın açılış törenleri esnasında söz aldıkları her konuşmada hepsinin ağzından “Tuncay” ismi çıkıyordu, alkışların en büyüğü kendisineydi. Yerel yönetimlerle halkın talep ve ihtiyaçlarını dernekle paylaşıp gerçekleşebilmesi için hayata geçirdiği çabaların belli ki kelimelerle ifadesi yoktu. “Sen De Gel olarak bizler insanların potansiyellerini açığa çıkarıp onlara yaptığımız ekonomik katkılarla; onların yaşamlarında nitelikli değişiklikler yaratmak istiyoruz. Bu nitelikli değişiklikleri yaratma noktasındaki anahtar sözcük ‘sürdürülebilirlik’ oluyor” diye belirten Sen De Gel Derneği Batı Afrika Genel Koordinatörü Tuncay Bozkurt, ile gerçekleştirdiğim söyleşiyi izleyebilirsiniz.  

Nisan 2019 – Sen De Gel Derneği adına bazı dernek üyeleri ve destekçilerin de katılımıyla 10 kişilik ekip ile Gambiya’da  gerçekleşen sürdürülebilir projeler:

  • 11 Nisan, Gambiya Central River Bölgesi; Pacan Köyü değirmen açılışı. Amdalai, Sare Nfally ve Tabanane Köyleri su kuyusu açılışları.
  • 12 Nisan, Gambia Nort Bank Bölgesi; Kerr Juma Sira Köyü su kuyusu açılışı. 
  • 13 Nisan, Gambiya Central River Bölgesi; Manally Kuta Köyü su kuyusu açılışı.
  • 14 Nisan, Gambiya North Bank Bölgesi; Nema Kunku su kuyusu, Kerr Yerro su kuyusu rehabilitasyonu açılışları. Tawakaltu solar aydınlatma projesi.
  • 15 Nisan, Gambiya Upper River Bölgesi; Sare Jiburu değirmen açılışı, Farata Njobo su kuyusu açılışı.
  • 16 Nisan, Senegal Casamance Bölgesi; Le Puits De Kakane su kuyusu rehabilitasyon açılışı, mikro kredi ve hayvancılık dağıtımları.

Sevdikleri adına açtıkları su kuyularıyla onların isimlerini ölümsüzleştirdiler 

Temiz suya ulaşamadıkları için Gambiyalı çocukların yüzde 48’i, beş yaşına gelmeden ölüyorlar diye belirten Sen De Gel Derneği Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Betil, gittiğimiz her köyde resmi konuşmalar ardından açılışı gerçekleşen su kuyusunun başına geçerek özellikle çocukları etrafına neşe ile çekerek; onlara, kadınlara, gençlere, su kuyusu pompasından akan suyu, iki avucunun içine alarak üzerlerine atarak yaptığı oyun bir ritüel olmuştu. İbrahim bey bu gelenekten oldukça da keyif alıyordu onların gülen gözlerine şahit olarak. Gambiya Central River Bölgesi’nde Amdalai köyünde gerçekleşen su kuyusu açılışı Dobrinka Cidrof’un babası (Giorgi Cidrof) adına yaptırdığı bir kuyuydu.

Nisan 2019 – Sen De Gel Derneği adına bazı dernek üyeleri ve destekçilerin de katılımıyla 10 kişilik ekip ile Gambiya’da  gerçekleşen sürdürülebilir projeler:

  • 11 Nisan, Gambiya Central River Bölgesi; Pacan Köyü değirmen açılışı. Amdalai, Sare Nfally ve Tabanane Köyleri su kuyusu açılışları.
  • 12 Nisan, Gambia Nort Bank Bölgesi; Kerr Juma Sira Köyü su kuyusu açılışı. 
  • 13 Nisan, Gambiya Central River Bölgesi; Manally Kuta Köyü su kuyusu açılışı.
  • 14 Nisan, Gambiya North Bank Bölgesi; Nema Kunku su kuyusu, Kerr Yerro su kuyusu rehabilitasyonu açılışları. Tawakaltu solar aydınlatma projesi.
  • 15 Nisan, Gambiya Upper River Bölgesi; Sare Jiburu değirmen açılışı, Farata Njobo su kuyusu açılışı.
  • 16 Nisan, Senegal Casamance Bölgesi; Le Puits De Kakane su kuyusu rehabilitasyon açılışı, mikro kredi ve hayvancılık dağıtımları.

Sevdikleri adına açtıkları su kuyularıyla onların isimlerini ölümsüzleştirdiler 

Temiz suya ulaşamadıkları için Gambiyalı çocukların yüzde 48’i, beş yaşına gelmeden ölüyorlar diye belirten Sen De Gel Derneği Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Betil, gittiğimiz her köyde resmi konuşmalar ardından açılışı gerçekleşen su kuyusunun başına geçerek özellikle çocukları etrafına neşe ile çekerek; onlara, kadınlara, gençlere, su kuyusu pompasından akan suyu, iki avucunun içine alarak üzerlerine atarak yaptığı oyun bir ritüel olmuştu. İbrahim bey bu gelenekten oldukça da keyif alıyordu onların gülen gözlerine şahit olarak. Gambiya Central River Bölgesi’nde Amdalai köyünde gerçekleşen su kuyusu açılışı Dobrinka Cidrof’un babası (Giorgi Cidrof) adına yaptırdığı bir kuyuydu.

Su kuyusuyla mevcut ve çevre köylerde onlarca insan temiz ve içilebilir suya kavuştu; elbette hayvanlar ve doğa da. Su demek yaşam demek, yıkanabilmek, yemek yapabilmek, temizlenmek ve hijyen demek.  Mazotla çalışan değirmen bağışının en önemli sebebi elbette aşlarına daha kolay ve kısa sürede erişebilmeleri. Önceden hamile kadınların, tokmaklarla havanda buğday dövmeleri ise kuvvet gerektirdiğinden bebeklerini düşürmelerine sebep oluyormuş ne yazık ki. Değirmen açılışındaki tören sonrasında ise el emeği göz nuru yöresel kıyafetler hediye ettiler. Kadın Bahçesi projesiyle kadınlara geçimlerini ve yaşamlarını idame ettirebilmeleri, bahçede ekip biçip sulayabilmeleri için de tarım öğretiliyor. Elbette mahsulün bir kısmı pazarda satışa çıkıyor. Çok bereketli topraklar olmasına rağmen tarım sulaması yapılamadığı için yoğun kuraklık yaşanan yaz aylarında sadece yağmur döneminde elde ettikleri ürünleri tüketiyorlar.Bahçede açılan sondaj kuyusu sayesinde köy halkı ve civar köydekiler artık her mevsimde tarım yapabilecek. Bahçede domates, salatalık, biber, patlıcan, kabak, bamya gibi Türkiye’de de yetişen sebzelerin yanı sıra buraya özgü bisap, kasava (cassawa) gibi sebzeler yetiştirilecekler.

Peki tüm bunlar için yardımlar nasıl toplanıyordu ve sürdürülebilir bir proje nasıl olurdu? Aklıma gelen bu soruların cevaplarını alabileceğim kişi yol arkadaşlarımdan biri aynı zamanda gönlü bol, her daim çocukların sevinmesi için elinden geleni yolculuk esnasında da yapan Bağışçı ve Sen De Gel Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Dara Aslan’dı. Gambiya Central River Bölgesi’nde Tabanane köyünde babası Nurettin Aslan adına su kuyusu açılışında heyecanını kısa da olsa bana aktardı.

Mazotlu değirmen bağışı ile bölge halkı değirmende kendi ürünlerini işleyebilecek 

Bir diğer ekip üyelerimizden bağışçı ve iş insanı Ahmet Kabakcı da fırsat buldukça özellikle uzun yol serüvenimiz boyunca araçta sohbet ettiğim isim oldu. Ahmet Bey sorduğum meraklı sorular karşısında adeta tüm hayat hikayesini bana anlattı diyebilirim. Gambiya Central River Bölgesi Pacan köyünde değirmen bağışını rahmetli babası Hacı Hakkı Kabakçı adına yaptırdı. Böylelikle Gambiyalı kadınların iki saatte havanda elleriyle öğüttüğü pirinçler artık mazotlu değirmen ile iki dakikada öğütülecek.

Senegal’e yolculuk

Sürdürülebilir bağış amacıyla Gambiya’ya komşu ülke Senegal’e kapı vizesiyle giriş yaptık ve orada bir gün geçirdik. Fransız sömürgesinin izlerini taşıyan Senegal’de merkezde fotoğraf dahi çekmemize izin vermemelerini yaşayarak deneyimledik. Halk ve yaşam şekilleri olarak Gambiya’ya çok benziyorlardı. Yol boyunca yine kadınlar sırtlarında, ellerinde ve hatta karınlarında taşıdıkları bebek ve çocukları ile birlikte ev ekonomisine katkı sağlamak adına; meyve ve yaptıkları yiyecekleri veya kaju fındık gibi yemişleri satıyorlardı. 

Senegal’de ziyaret ettiğimiz köylerde Sen De Gel Derneği tarafından 16 kadın/erkek girişimcilere yüzde 25’i hibe olmak üzere toplam 4 bin dolar mikro kredi verildi. Senegalli girişimci erkek ve ağırlıklı kadınlar aldıkları bu nakit krediyle geçimlerine artık katkıda bulunabilecekler. 

Bazıları terzilik yaparken, bazıları yük taşıyıcı eşek arabası alıp pazara meyvelerini daha kolay ulaştırabilecek. Hayvancılık dağıtımıyla ise doğum yapan hayvanın iki yavrusundan birini hayvanı olmayan aileye verecekler. Güneş panelleriyle artık Gambiya’da köylerde elektrik olmadığı için kullanılan mum ışığından kaynaklı yangınlar çıkmayacak.

Ailede çocuklardan yalnızca biri okula gidebiliyor

Dernek Başkanı İbrahim Betil ile gerçekleştirdiğim sohbetlerim esnasında edindiğim bilgiye göre; köylerde her ailede sadece bir ya da iki çocuk okuyabiliyor. Tahtaya çakıl taşı ile yazı yazan çocuklar, yazıyı silmek için ise kum ve toprak kullanıyorlar. Elektrik olmadığı için mum ışığıyla ders çalışıyorlar. Tahta tablet üzerinde Arapça yazılarla eğitimlerini sürdürmeye uğraşıyorlar. Gambiya çok küçük bir ülke ve yalnızca bir üniversite mevcut. İnsanlar çok yoksul olduğu için herkesin o üniversiteye gitmeye gücü yetmiyor. 

Eğitim konusunda hayallerini gerçeğe dönüştürebilen biri ile tanışma fırsatı bulmuştum. Başarılı öyküsünü dinlemek üzere bir araya gelmek istedim; altı kardeşten biri olan Gambiyalı Kaddy Saidykhan ise diğerlerinden farklı olarak Sosyal Ben Vakfı’nın girişimi ile İstanbul Bahçeşehir Üniversitesi’nde dört sene boyunca Biyomedikal Mühendislik bölümünde burslu olarak okuma şansına erişenlerden. Şu anda 25 yaşında olan Kaddy’nin azimli öyküsünü; Kaddy gözüyle Ülkemizle kendi ülkesi arasındaki kültürel farkı ve daha birçok bilgiyi kendisiyle gerçekleştirdiğim video söyleşiden izleyebilirsiniz.

El sanatları halkın geçim kaynaklarından biri

Egzotik ve eşsiz Afrika, sanat ve zanaat ürünlerini hepimiz biliriz. Serüvenimizin son günü el sanatları pazarından alışveriş yapma fırsatımız oldu. Güzel ve renkli elbise ve çantaların yanı sıra el yapımı oymacılık ve zanaatkârlık halkın başlıca geçim kaynakları arasında yer alıyor.

Otel bölgesinde el sanatları dükkanında çalışan ve alışveriş yaparken ekipçe yakından tanıma fırsatı bulduğumuz; iyi kalpli genç Mustafa Tovray, ailesinin maddi gücü olmadığı ve her gün okula sekiz kilometre yol gitmek zorunda kaldığı için ancak beşinci sınıfa kadar okuyabilmiş. Sivil toplum kuruluşlarından yardım beklediğini söyleyen Mustafa’nın vermek istediği mesajlarını, kendisi ile gerçekleştirdiğim video söyleşiden izleyebilirsiniz.

Müzik, dans, tiyatrolu gösteriler halkın mutluluklarını ifade edebildiği en güzel coşkulu anlardı.

Yüzyıllar boyunca sömürgeciliğin himayesinde kalan Afrika, düşünüldüğünün aksine hala kültür ve sanatta kendini ifade edebiliyor. Köy ziyaretlerimizde, bizleri kilometrelerce önce ellerinde ağaç dalları ile çalgılarla, türkülerle, müziklerle karşılayan; şarkıları ve dansları ile kendilerini ifade eden çocuk ve kadınlar adeta bizlere dans ve şarkı türkü şov yaptılar.  Bir de kendilerine dans ile eşlik eden bizleri görünce adeta çılgına dönüyorlardı. Halbuki bilseler ki Türk haklı ne de çok oynamayı sever. Bizlerden farklı olarak Afrikalılar; acı, dramatik olaylarını da neşeli bir müzikle anlatabilen nadir toplumlardan biri. Gerek su kuyusu açılışlarındaki mutlu anlar, gerekse renkli danslarından oluşan video kolajdan siz de izlediğiniz zaman bana hak vereceksiniz.

Tüm köylerde en içten şekilde elini uzatan çocuklara, kocaman gülüşleri, bembeyaz dişleriyle gözünüzün içine bakan, kucaklayan kadınlara elinizi uzatmamanız mümkün değildi. Ben de öyle yaptım, elimi tek tek hepsine uzattım ve çok mutluyum. Köylüler her daim birlikler, paylaşımcılar ve her şeye rağmen mutlular ve varlıkları için duacılar. Ekonomileri zayıf ama demokrasileri güçlü. Kadınlar her şeye rağmen söz sahibi ve güçlü. 

Çocuk ve kadınların rengarenk kıyafetleri ve takılarıyla, şarkılar söyleyip toza ve kirlenmeye aldırmadan dans etmelerini, olamayan saçlarına taktıkları renkli tokaları, güldüklerinde ortaya çıkan beyaz dişlerini, sıcak gülüşleri yaşamım boyunca tatlı bir tebessümle kalpten hatırlayacağım. 

HAYDİ SİZ DE GELİN!

 Sen De Gel Derneği (Sosyal ve Ekonomik Yaşamda Nitelikli Değişim ve Gelişime Destek Derneği) 

Web Sitesi ve Bağış Linki: http://www.sendegel.org.tr/bagis-yap.php

Sosyal Medya Hesapları: 

YouTube: SenDeGel

Facebook: @SenDeGelDernek

Instagram: @sen_de_gel

Twitter: @Sen_De_Gel

Sen De Gel’e güvenen kişi ve kurumlara şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkesi gereği düzenli bilgi veriliyor. Bütün mali tablolar uluslararası bağımsız denetim kuruluşlarınca denetleniyor. www.sendegel.org.tr adresinden üyelik formuna ve gündemde beklenen projelerin bilgisine ulaşabilirsiniz.

BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ? 

  • Gambiyalı ve Senegalli köylüler şehir hayatından uzak, tarım ve hayvancılıkla uğraşarak göçebe kabileler olarak yaşamlarını sürdürüyorlar. Barınma ortamları ise oldukça ilkel. Tüm ihtiyaçların ortak kullanım alanlarında gideriyorlar. Aynı tepsiden yemek yiyorlar.
  • Yaşamlarını üzeri sazlıklarla kaplı, tüm halkın bir arada yattığı toprak üstü alanlarda sürdürüyorlar. 
  • UNDP raporuna göre ülke nüfusunun 1/3’ü, uluslararası yoksulluk sınırı olan 1,25 doların altında yaşadığı Gambiya’da nüfusun yüzde 70’inden fazlası hayvan yetiştiriciliği ve çiftçilik ile uğraşıyor. 
  • Batı Afrika’da; fıstık, pirinç, meyve, kahve, mısır, kakao, pamuk, kauçuk yetişiyor.
  • Kabilelerin başlıcaları Merde, İbo, Yoruba, Futa Calon, Fûlânî ve Mandingo. 
  • Toplumun büyük çoğunluğunun genetik olarak saçları uzamıyor. Saç sefadan uzarmış…
  • Afrikalı kadınlar düz ve ince telli saçlara sahip olma tutkusuyla peruk takıyorlar. Peruk onlar için kıyafetlerine uyum sağlayan bir aksesuar adeta.
  • Yetişkin bir Afrikalı kadın, başı üzerinde 30 ila 35 kilogram arasında yük taşıyabilir. 
  • Binlerce yıl yaşayabilen, dünyada doğal olarak dalında kuruyan tek meyve olan Afrika’nın hayat ağacı Baobab meyvesi Gambiya’da çokça mevcut.
Araç çubuğuna atla