Koenzim Q10 ile altın madalyaya giden yol

Koenzim Q10 (CoQ-10), vücuttaki enerji üretiminden sorumlu vitamin benzeri bir maddedir. Hücreler için gerekli olan ATP’yi sağlar. ATP ise kas kasılması, protein üretimi gibi biyolojik prosesler için gerekli olan ana enerji kaynağıdır. CoQ-10, kuvvetli antioksidan özellik göstererek organizmayı oksidatif stres ve serbest radikal hasarına karşı korur.

CoQ-10, antioksidan etkisi ve enerji üretimindeki rolü ile kalp-damar sağlığında, sinir sisteminin düzgün işleyişinde, anti-aging uygulamalarda kullanım ve fayda sağlıyor. CoQ-10 bu etkileri ile günümüzde sık tercih edilen gıda takviyeleri arasında yer alıyor.

Son yıllarda atletler de yeteri kadar CoQ-10 almaları hakkında endişe duyuyor. Atletik performans CoQ-10’un temel rolü ile destekleniyor.

“Hepimizin hayalleri var. Hayalleri gerçekleştirmek; kararlılık, özveri, disiplin ve çok çaba gerektirir.”
-Jesse Owens

Atletler antrenman yaptıkça kalp ve iskelet kaslarında, hücrelerin enerji merkezi olan mitokondrilerin sayısı artar. Vücut bu sırada CoQ-10 biyosentezini arttırır ve sentez için gereken yapıtaşlarını kullanır. Bu yapıtaşları B6 vitamini, magnezyum ve selenyumdur.

Fiziksel aktivite sırasında vücut artmış enerji ihtiyacı halindeyken, vücutta CoQ-10 yeterli seviyede olmalıdır. Bu esnada CoQ-10 kullanılır ve çok çabuk tükenir. Antrenmanlı atletlerde sıkça karşılaşılan durum ise egzersiz sırasındaki büyük ihtiyacı karşılayamayan yetersiz CoQ-10 seviyeleridir.
İnsan vücudu CoQ-10 üretebilir. Ancak yaşla birlikte üretim kapasitesi ciddi azalır. Bunun yanında CoQ-10 miktarlarının düşük olmasına sebep olan başka durumlar da var.

– Vejetaryen olmak
– Selenyum, magnezyum, B6 vitamini yetersizliği yaşıyor olmak
– Yüksek doz E vitamini alıyor olmak
– Statin türevi kolesterol ilacı kullanıyor olmak seviyeleri azaltır.

Dana eti, sakatat, kümes hayvanları, yağlı balıklar CoQ-10’ca zengin gıdalardır. Bu gıdaları tüketememek besin yolu ile alınan CoQ-10 miktarlarını azaltmaktadır bu nedenle vejetaryen veya vegan beslenmede eksikliği daha sık görülür.

CoQ-10, vücudumuzda karaciğerde mevalonat yolağı ile sentezlenir. Kolesterol üretimi de aynı yolaktan olur. Kolesterol üretimini önleyen HMG-CoA redüktaz inhibitörleri (statin türevi ilaçlar) kolesterol üretimini önlerken ne yazık ki CoQ-10 üretimini de engeller.

CoQ-10 etkin atletik performansı nasıl destekler?
CoQ-10 desteği ile maximal oksijen kullanımı (VO2max) arttığı zaten biliniyor. Bu durum oksijenin hücrelere ne kadar hızlı ulaştığı ve ne kadar doğru kullanıldığını gösteriyor.
CoQ-10’un doku ve organların oksijen kullanımına yardımcı olması kalp kası için de önem taşıyor. Kalp ve iskelet kaslarının mitokondrilerinde CoQ-10 seviyelerini arttırmak daha iyi kondisyon ve daha hızlı toparlanma sağlar.

2013 yılında yapılan bir çalışmada olimpik Alman atletlere günde 300mg CoQ-10 veya plasebo veriliyor. Araştırmacılar 3. Ve 6. haftaların sonunda atletlerin kan laktat seviyeleri ve ürettikleri gücü ölçmüşlerdir. CoQ-10 alan grupta plasebo grubuna göre %2,5 güç artışı görülmüştür.
Düşünebiliyor musunuz? CoQ-10, ultra rekabetçi olimpik atletlerde kısa sürede maksimal performansta %2,5 güç artışı sağlayabiliyor. Bunun anlamı bronz, gümüş ve altın madalya kazanan atletler arasındaki saniyelik farklar için inanılmaz büyük.

Maraton, ultramaraton, orta-uzun-ultra mesafelerde koşulan triatlon gibi dayanıklılık sporlarının mental ve fiziksel faydalarının yanında, vücutta inflamasyonu ve oksidatif stresi arttırdığı bilinir. Yoğun antrenman dönemlerinde, yarış sırasında ölçülen parametreler ve kan değerleri ile stres skorları, inflamasyon ve prooksidan seviyeleri bunu ortaya çıkarır.
CoQ-10 hakkında en çok araştırılan konular ise oksidatif stresi azaltması yönündedir. Kuvvetli antioksidan etkisi kas sistemi için değerli kabul edilir.
2011 yılında yayınlanan bir çalışmaya göre CoQ-10 desteği yoğun antrenmana bağlı oksidatif stresi ve kas hasarını azaltabiliyor. Avrupa’nın en zorlu arazisinde yapılan 50km’lik yarışa katılan erkek atletlere CoQ-10 desteği veriliyor. Yarış öncesi 150mg CoQ-10 alan 20 erkek atletin yarıştan sonra stres skorları, antioksidan seviyeleri ve proinflamatuvar genleri (TNF-α, IL6 vb) analiz ediliyor. Sonuç olarak total stres ve oksidatif hasarlar CoQ-10 grubunda plaseboya göre belirgin bir şekilde daha düşük çıkıyor.

CoQ-10 alan atletlerin antioksidan savunma sistemi kuvvetlenirken, proinflamatuvar sitokinlerin aşırı artışı da engellenmiş görülüyor. Olumlu sonuçlar arasında kas yıkımı belirteçlerinden kreatinin seviyelerinde de azalma kaydediliyor. Kas yıkımı sonrası, hasar fark edildiğinde, vücut kas yapımını ve onarımını uyarır. Hasar ne kadar az veya önlenebilmiş ise atletlerdeki toparlanma süresi de o kadar kısalır.

İlk dönem çalışmalara baktığımızda CoQ-10 destekleri atletlerde yeteri kadar faydalı sonuç oluşturmamıştır. Bu sonuçlar hakkında, CoQ-10 için oldukça önemli olan emilim ve uygulama şekli problemlerine bağlı olabileceğinden dolayı, tekrar değerlendirmeler yapılabilir.

Farklı farmasötik formlarda ve özel teknolojiler kullanılarak hazırlanmış ürünlere eczanelerden kolaylıkla ulaşabiliyoruz. Ubiquinol (CoQ-H) gibi redüklenmiş form ürünlerin emilimi iyi olduğu düşünülse de bağırsak kanalında tekrar okside olarak yine CoQ-10 (ubiquinon) şekline dönüşüyor. Veya ortamda E vitamini seviyeleri yüksek olduğu zaman Ubiquinol (CoQ-H), E vitamini dönüşümünü sağlayarak yine hızlıca okside form CoQ-10 dönüşüyor. Fayda elde edebilmek için asıl odaklanmak gereken CoQ-10’un bağırsak kanalından en hızlı emilim gösterip, yüksek biyoyararlanım sağlayan formlarına ulaşmak. Biyoyararlanım için maksimum seviyede CoQ-10’un kanda bulunması şart.

Antrenman yoğunluğu devam eden atletler ve fiziksel olarak aktif yetişkinlerde gelişim ve hızlı toparlanma için uygun desteklerin kullanımına dikkat etmeliyiz.

Dilge Koçak
Sporcu & Eczacı

Referanslar:
1-  https://jissn.biomedcentral.com/articles/10.1186/1550-2783-10-24
2- https://jissn.biomedcentral.com/articles/10.1186/1550-2783-5-8
3- https://link.springer.com/article/10.1007%2Fs00394-011-0257-5