bepanthol

Eczacılık mesleğinin, eğitiminin tarihçesi

Eczacılık, doğal ya da bireşimsel (sentetik) ilaç hammaddelerinin saptanması, elde edilmesi, çözümlenmesi ve ilaçların hazırlanıp kullanıma sunulmasıyla uğraşan bilim dalıdır.

İlaç yapımında kullanılacak bitkilerin yetiştirilmesi, bitkilerdeki etkin maddelerin ayrılıp arıtılması, ilaç hammaddesi olabilecek kimyasal bileşiklerin bireşimi, ilaçların etkin maddelerinin çözümlenmesi ve standartlaştırılması da eczacılığın konusuna girer. Eczacılık, bu işlevini, farmakoloji, farmakognozi, toksikoloji, farmasötik kimya ve farmasötik teknoloji gibi bilim dallarının katkısıyla gerçekleştirir.

Eczacılığın tarihi neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir; etli bir yaprağı sıkıp, özsuyunu yarasına süren ilk insanla eczacılığın başladığı söylenebilir. Yunan mitolojisinde, hekimlik tanrısı Asklepios’un kızı Hygieia, babası için ilaçlar hazırlayan bir eczacıdır. Şifalı bitkilerin ve minerallerin tedavi amacıyla kullanılmasına ilişkin ilk kayıtlara eski Çin, Hint ve Akdeniz uygarlıklarında rastlanır. İ.Ö. 2735’te Çin imparatoru Shen Nong bir kitabında ateş düşürücü etkisi olan bir kitabında ateş düşürücü etkisi olan bir bitkinin sıtmaya karşı kullanılabileceğinden söz ederken, İ.Ö. 2. Yüzyılda en parlak çağını yaşayan İskenderiye Okulu’nun simyacıları da minerallerden çok çeşitli ilaçlar hazırlamayı biliyorlardı.

Mısır’daki hekim rahipler, hasta bakmaya gidenler ve tapınaklarda ilaç hazırlayanlar olmak üzere iki gruba ayrılırdı. Eski Yunan’da da hekimler ile eczacıların görevleri birbirinden ayrılmıştı. Romalılar döneminde de süren bu ayrım, Ortaçağ Avrupa’sında kaybolmaya yüz tuttu ve hekimler kullanacakları ilaçları kendileri hazırlamaya başladılar. Daha sonraki dönemde, Magriplilerin etkisiyle Avrupa’da hekimler ile eczacılar arasındaki görev ayrımı yeniden belirginleşti ve 1683’te Bruges şehir konseyinin çıkardığı bir yasayla hekimlerin ilaç hazırlamasının yasaklanması, konuya ilk kez yasal bir düzenleme getirdi. Eczacılık uygulamasında ilk önemli adımlar 16. Ve 17. Yüzyıllarda atıldı. İlaç yapımında, kullanılacak kimyasal maddelerin ve eczacıların listesi ile ilaç yapımına ilişkin kuralların derlendiği ilk farmakope 1546’da Nürnberg’de yayımlandı. Bunu 1561’de Basel, 1564’te Augsburg, 1618’de Londra farmakopeleri izledi. 1617’de Londra’da kurulan Eczacılar Derneği de eczacılığın ayrı bir meslek dalı olarak doğuşunu müjdeliyordu. İngiltere Kralı I. James’in buyruğuyla eczane açmak ve ilaç hazırlayıp satmak yetkisi yalnızca bu birliğin üyelerine tanındı. 19. yüzyıl, çok daha etkili bileşiklerin bulunması ve tıbbın gereksinimini karşılayabilecek çapta ilaç üretimine geçilmesiyle çağdaş eczacılık sanayisinin doğuşuna tanık oldu. Sanayi laboratuvarlarındaki yoğun araştırmaların ürünü olan ve eski çağlardaki şifalı bitkilerin yerini alan bu etkili bileşiklere her gün bir yenisini ekleyen eczacılık sanayisinin gelişmesi, tıbbın gelişmesine de yeni bir ivme kazandırdı.

Eczacılık eğitimi de tıp eğitimiyle paralel bir gelişme göstermiş, tıp eğitiminin usta çırak sisteminden düzenli bir akademik öğretime geçmesiyle eczacılık eğitiminin bilimsel temelleri de atılmıştır. 1777’de Fransa’da açılan Eczacılık Yüksekokulu bu bilimsel eğitimin dünyadaki öncüsü olurken, bu ilk adımı öbür ülkelerde, örneğin 1821’de ABD’de kurulan ilk eczacılık okulu (bugün Phladelphia Eczacılık ve Bilim Yüksekokulu) ve İngiltere ile kara Avrupa’sında kurulan öbür okullar izledi. Daha sonra üniversitelerin çoğunda eczacılık fakültelerine yer verildi. Bugün dünyanın pek çok ülkesinde eczacılık eğitimi süresi dört, beş yıl arasında değişen bu okullarda yüksek lisans ve doktora programları da uygulanmaktadır.  

Birçok ülkede, eczacılık öğrenimini tamamlamış kişinin eczacılık yapabilmesi için, hükümetçe atanan bir eczacılık kurulunun sınavını vererek sertifika alması gerekir.

Eczacılık yasaları, genellikle eczacılık uygulamaları ile zehir, uyuşturucu madde ve tehlikeli ilaçların dağıtım ve satımını düzenler. Her ülkenin, ilaç yapımında kullanılan ürünlerin yapısına, arılığına, dozuna vb. ilişkin bilgileri içeren, kendi yasal düzenlemelerine uygun farmakopeleri vardır. Ayrıca 1950’lerin başında Birleşmiş milletler’e bağlı bulunan Dünya Sağlık Örgütü (WHO), bütün dünyada kullanılan ilaç ve eczaların standartlaştırılması amacıyla Pharmacopoeia Internationalis’in birinci cildini yayımlamıştır. İki cilt ve bir ekten oluşan bu uluslararası farmakope, özellikle ulusal farmakopesi olmayan ülkeler göz önünde bulundurularak hazırlanmıştır.

Eczacılık okullarında ve ilaç fabrikalarının laboratuvarlarında yürütülen araştırmalar daha çok, ilaç olarak kullanılacak yeni kimyasal maddelerin bireşimi ile bitkilerdeki etkin maddelerin ayrılması ve arıtılması üzerinde yoğunlaşmıştır. İlacın vücutta istenen bölgeye istenen oranda ulaşmasında dozun ve veriliş biçiminin belirleyici olduğunun anlaşılması da bu konudaki araştırmalara hız kazandırmıştır. Bütün bu araştırmaların sonuçları, çeşitli farmakoloji ve eczacılık dergilerinde yayımlanır.

 

 

Türkiye’de Eczacılık

Türkiye’de eczacılık öğrenimi 1839’da Mekteb-i Tıbbiye-i Adliye-i Şahane’de açılan ve üç yıllık eğitimle askeri eczacı yetiştiren eczacılık sınıfıyla başladı.

 

Dünya Eczacılık Günü

Ülkemizde her yıl, akademik eczacılık eğitiminin başladığı 14 Mayıs tarihi, Eczacılık Günü olarak kutlanmaktadır. İnsanlık tarihi kadar eski bir geçmişe sahip olan eczacılık, ülkemizde olduğu gibi dünyada da önemli meslek gruplarından biridir. Eczacılık, her şeyden önce, insan sağlığını ve dolayısıyla toplum sağlığını merkeze alan, en önemli değerleri kendisinin ve çalışanlarının emeği ile hastalarıyla arasındaki organik bağı olan bir meslektir.

 

Daha sonra, sivil eczacı yetiştirmek üzere 1867’de Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye-i Şahane’de bir eczacılık sınıfı açıldı. 1909’da bu sınıf Tıp Fakültesi’ne bağlı Eczacı Mektebi’ne, 1962’de de İstanbul Üniversitesi’ne bağlanarak Eczacılık Fakültesi’ne dönüştürüldü. Bugün Türkiye’de eczacılık eğitimi çeşitli illerdeki üniversitelere bağlı yedi eczacılık fakültesinde uzun yıllar sürdürüldü. Günümüzde özel üniversitelerin de açılmasıyla hemen her tıp fakültesi bulunan üniversitede eczacılık fakültesinin de mutlaka bulunduğu bir yaygınlığa ulaşıldı.

Bugünkü anlamıyla ilk eczaneler Türkiye’de 1750’lerde İstanbul’da açılmaya başlanmıştır. 1868’de İstanbul’da tümü yabancı uyruklu ya da azınlıklara ait olan 50 kadar eczane bulunuyordu. 1880’lerde bunları başta Hamdi Bey olmak üzere Bekir Ziya, Ethem Pertev, Beşir Kemal gibi ünlü Türk eczacıların açtığı eczaneler izledi. Türk eczacılar arasında hazır ilaç yapımına 1895’lerde başlandı. Yapılan ilk hazır ilaçların en ünlüleri Ethem Pertev Bey’in “Pertev Şurubu” ile Ali Süreyya Bey’in “İksir-i Süreyya” adlı ilacıydı. Cumhuriyet döneminde, hazır ilaç yapan kişi ve laboratuvarların sayısı 100’e yükseldi. Bugün ise ülkenin hazır ilaç gereksiniminin hemen hemen tamamı Türkiye’deki laboratuvar ve fabrikalarca karşılanmaktadır.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde kurulan ilk eczacı meslek derneği, üyelerini azınlık ya da yabancı uyruklu eczacıların oluşturduğu Cemiyet-i Eczaciyan der Asitane-i Aliyye’dir (İstanbul Eczacı Derneği) (1879). Cumhuriyetin ilk yıllarında Türk eczacıları bir araya gelerek Türkiye Eczacıları Cemiyeti’ni kurdular (1924) ve yönetim kurucu başkanlığına Eczacı Ethem Pertev Bey’i getirdiler. Bugün eczacıların mesleki ve sosyal dayanışmaları, 1956’da çıkarılan bir yasayla kurulmuş olan Türk Eczacıları Birliği ve buna bağlı Eczacı Odaları tarafından yürütülmektedir.

Türkiye’de eczacılıkla ilgili ilk yönetmelik 2 Şubat 1861’de “Beledi İsperçiyarlık Sanatının İcrasına Dair Nizamname” adıyla yayımlandı; bu yönetmelik eczane açmak için eczacılık diplomasını zorunlu kılıyordu. Cumhuriyet döneminde 24 Şubat 1927 tarih ve 964 sayılı “Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun” adıyla çıkan yasa Türkiye’deki eczane sayısını bulunduğu yörenin nüfusuna bağlı olarak sınırlandırıyordu. 1953’e değin yürürlükte kalan bu uygulama 18 Aralık 1953 tarih ve 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun’la uygulamadan kaldırıldı. Türkiye İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumu tarafından 12 Nisan 2014 tarih ve 28970 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Yönetmelik kapsamında nüfusa bağlı eczacı kotası yeniden getirildi.

Türkiye’de ilk kez 1844’te çıkarılan askeri farmakopeden sonra 1930’da ilk Türk Kodeksi yayımlandı. 1974’te yeni basımı yapılarak adı Türk Farmakopesi olarak değiştirildi.

Eczacılık alanında ilk süreli yayın oyan Journal de la Societe de Pharmacie (İstanbul Eczacı Derneği Dergisi) 1879’da Fransızca ve aylık olarak yayımlanmaya başladı. Bunu Eczacı, Eczacı Alemi ve Farmakolog gibi Türkçe dergiler izledi. Günümüzde eczacılık fakülteleri, eczacı odaları ve Türk Eczacıları Birliği tarafından bilimsel ve mesleki konuları içeren dergiler yayımlanmaktadır.

Araç çubuğuna atla