bepanthol

Obeziteye Karşı Eylem Planı

Tuna Yıldırım

Sağlık Bakanlığı, obezite ile mücadeleyi 2000’li yılların başlarından itibaren ön planta tutmaya başladı. Konuyu ekranlara taşıdı, sayısız önlem geliştirdi… Yıllardır uzmanların önerdiği birçok sağlık uygulamasını hem kendi bünyesinde hem tüm Türkiye’deki sağlık hizmeti sunan kuruluşlarda hem de okullar, sivil toplum kuruluşları gibi merkezlerde gündemin ilk sıralarına taşıdı. Türkiye Obezite Araştırma Derneği’nin 1990’ların başlarından itibaren yaptığı çalışmalar da eylem planlarının temel stratejilerinde önemli bir paya sahip.

 

Sağlıklı Beslenme ve Obeziteyi Önleme programı

2007 yılında başlatılan Sağlıklı Beslenme ve Obeziteyi Önleme programı, Türkiye’de insanların yüzde 70-80’inin hareketsiz bir hayat sürdüğünü ve toplumun üçte birinin de obez olduğunu ortaya koyarak sağlıklı bir yaşam için yapılması gerekenleri içeren bir pilot uygulamaydı.

O dönem de Sağlık Bakanı olan Recep Akdağ, programı tanıtırken kamuoyuna şöyle sesleniyordu: “Yaşam biçimimizi ancak kendimiz düzenleyebiliriz, bunu bizim için bir başkası yapamaz.” O yıl televizyonlarda yer alan kamu spotunda yer alan Demet Dedeoğlu’nun azmini örnek gösteren Akdağ, “Demet’in yaşam biçimini nasıl değiştirdiği herkese örnek olabilecek bir hikaye. Bundan ders çıkaracağız, örnek alacağız. İnsan için sağlıklı yaşamak büyük ölçüde kendisinin başarabileceği bir husustur.”

Akdağ, bakanlığın daha önceki kampanyasıyla ilgili yaptıkları bir çalışmada, vatandaşların yüzde 30’unun “daha az yemeye başladığını”, yüzde 30’unun ise “daha çok hareket ettiğini” belirttiğini aktararak, “Umuyorum ki Demet’in televizyonda göstereceğimiz bu hikayesiyle farkındalığımız daha da artacak” temennisinde bulunmuştu.

Akdağ, o gün de bugün de geçerli olan önemli uyarılarını şöyle sürdürüyordu: “Tıpkı sigarayı bırakmakla hayat biçimini değiştirenlerde olduğu gibi bizler de daha az yemek yiyerek, sofraya acıkmadan oturmayarak, doymadan kalkarak, hayat biçimimizi bu şekilde değerlendirerek, inşallah fazla kilomuz varsa bunu atacağız, yoksa da normal kilomuzu muhafaza edeceğiz. Bunun yanında da daha fazla hareket edeceğiz.’’

Çağın hastalığı obezite, Türkiye’de de önemli bir sağlık sorunu haline gelirken, obezite ile mücadelede 2008-2012 yılları arasında uygulanan “ulusal eylem planı” oldukça etkili oldu denebilir.

Bugün gelişmelere bakınca, obezitenin toplumda rastlanma sıklığının hız kesmeden arttığını görüyoruz. Fakat diğer yandan bu durumun ciddi bir sağlık sorunu olduğu konusunda toplumsal farkındalığın geçmişe göre çok arttığını fark ediyoruz.

Proje kapsamında yeni öğretim yılında okullarda ücretsiz sebze, meyve ve süt dağıtılacağı, askerlere obezite ile mücadele konularında bilgi ve eğitim verileceği, din görevlilerinin ise hutbe ve vaazlarda aşırı kiloların zararlarını anlatacağı açıklanmıştı. Bu yaklaşım geçen yıllar içerisinde elden geldiğince sürdürüldü.

Okulların birçoğunda o yıllarda hayal bile edilemeyen uygulamaların devam ettiğini sevinerek görüyoruz. Okul kantinlerinde gazlı içecekler ve şekerli meşrubatların ortadan kaldırıldığını, ilkokul öğretmenlerinin birçok okulda beslenme saatlerinde çocuklarla birlikte yemek yediğini, hatta velilere toplantılarda beslenme çantalarında mevsime uygun yiyeceklerin bulunması gerektiğini anlatıyorlar. 

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünyada 400 milyonun üzerinde obez ve yaklaşık 1.6 milyar fazla kilolu birey bulunuyor.

2014 bütçesine de yansıyan Sağlık Bakanlığı rakamlarına göre 19 yaş ve üstü kişilerde vücut kitle endeksinin dağılımına bakıldığında, Türkiye’nin yüzde 30’u obez, yüzde 33’ü normal ve yüzde 35’i kilolu ve yüzde 2’si de zayıf.

Bugünkü uygulamalarla 2017’ye kadar obez nüfus oranını yüzde 25’e indirilmesi hedefleniyor. 12 yaş ve üzerindeki kişilerde egzersiz yapmayanların oranının uygulamalarla 2017’ye kadar obez nüfus oranının %25’e indirilmesi hedefleniyordu.

Tüm dünyada önemli bir halk sağlığı sorunu haline gelen obezite Türkiye’de de büyük bir hızla yayıldı. Sağlık Bakanlığı bilgilerine göre, obezite günümüzde Türkiye’de, özellikle çocukluk çağının en sık görülen kronik hastalıklarından biri olarak kabul ediliyor. Erkeklerde obezite sıklığı yüzde 21.2 iken, bu oran kadınlarda yüzde 41.5’e kadar çıkıyor.

Bu veriler ışığında Türkiye’de de önemli bir sağlık sorunu haline gelmeye başlayan obeziteye karşı Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü mücadelenin ana başlıklarını sıralamak gerekirse…

Obeziteye karşı bilgi hattı kuruldu

Sağlık Bakanlığı’nın tüm kurum ve kuruluşlarla işbirliği içinde uyguladığı proje kapsamında, 81 ilde Sağlık Müdürlükleri bünyesinde obezite ile mücadele konusunda hekim, diyetisyen, psikolog, fizik tedavi uzmanı ve hemşireden oluşan bir eğitim ekibi oluşturuldu. Bireylerin her an ulaşabilecekleri ve doğru bilgi alabilecekleri ücretsiz “Obezite İle Mücadele Bilgi Hattı” çalışmalarını sürdürüyor.  Eylem planına göre, ayrıca obezite ile mücadele konularında topluma doğru mesajların ulaştırılması amacıyla halk eğitim merkezleri gibi yerlerde eğitim etkinlikleri düzenleniyor, sağlık muhabirlerinin, yapımcı ve yönetmenlerin bilgi düzeyi artırılıyor.

Hutbelerde obezite ile mücadele işleniyor

Sağlık Bakanlığı’nın obezite ile mücadele eylem planında pek çok kuruma da görevler düştü. Silahlı Kuvvetlerden Diyanet’e kadar pek çok kurum obeziteyle mücadelede belli sorumluluklular üstlendi. Silahlı Kuvvetler bünyesindeki acemi er eğitim merkezleri başta olmak üzere, askerler ile Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki kurum ve kuruluşlardaki emniyet mensuplarının obezite ile mücadele konularında bilgilendirilmeleri sağlandı. Toplum liderlerinden biri olan din görevlileri ise vaazlarında, hutbelerde obezite ile mücadele konularına yer verdiler. Ayrıca sanatçıların, sporcuların ve politikacıların topluma doğru mesaj vermeleri sağlanarak, yanlış mesajların verilmesi engellenmeye çalışıldı.

Okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretimde mevcut beden eğitimi derslerinde yapılan etkinliklerin niteliği ve süresi artırılırken, üniversitelerde de beden eğitimi dersleri zorunlu hale getirildi. Okul öncesi, ilköğretim, ortaöğretim ve üniversite öğrencilerinin yılda 2 kez vücut ağırlığı ve boy uzunluğu ölçümleri yapılmaya başlandı. Okul kantin ve yemekhanelerindeki beslenme hizmetlerinin belirli aralıklarla kontrolü sağlandı ve ilgili birimlerle işbirliği içinde gerekli tedbirler alındı.

Okullarda ücretsiz sebze, meyve dağıtımı

Obezite ile mücadelede ulusal eylem programı çerçevesinde, özellikle sosyo-ekonomik düzeyi düşük olan bölgelerdeki okullarda, ücretsiz okul kahvaltı ve yemek programları düzenlendi. Yine okullarda ücretsiz taze sebze, meyve ve süt dağıtımı bütçe imkanları dahilinde yaygınlaştırılmaya çalışıldı. Dershanelerde öğrencilerin fiziksel aktiviteye teşvik edilmesine yönelik programlar geliştirildi.

500’den fazla çalışanı olan iş yerleri spor merkezleri kurdular

İş gücü kaybını önlemek ve verimliliği artırmak amacıyla; çalışanların yeterli ve dengeli beslenmesini sağlamak için de bir dizi tedbir alınmıştı. Bu kapsamda çalışanlar, işyerlerinde beslenme ve fiziksel aktivite konularında bilgilendirildiler, iş yerlerindeki toplu beslenme hizmetlerinde diyetisyenler tarafından hazırlanan mönüler yaygınlaştırıldı. İş yeri çalışanları arasında obezite taraması yapılarak, beslenme alışkanlıkları ve fiziksel aktivite durumları saptanmaya çalışıldı. 500’den fazla çalışanı olan işyerlerinde spor merkezi kurma zorunluluğu getirilerek bu tesislerde uzmanlarca egzersiz programları yürütüldü. İşyeri çalışma saatleri öncesinde, sonrasında ve öğle tatillerinde çalışanların fiziksel aktivite yapmalarına yönelik imkanlar sağlanırken, çalışma saatlerinde ise masa başında egzersiz teşvik edildi ve çalışanlar arasında spor etkinlikleri ve müsabakalar yaygınlaştırıldı.

Yemek programları diyetisyen eşliğinde yapılacak

Obeziteyle mücadele programında medyaya da pek çok sorumluluk yükleniyordu. Özellikle medya haberleri ve reklamlar aracılığıyla yeterli-dengeli beslenme ile hareketli yaşamın desteklenmesi amaçlanıyordu. Bu bağlamda, gıda reklamları yeniden düzenlendi ve gıda reklamlarının denetimine yönelik özdenetim merkezi kuruldu. Yine programın medya ayağında, ulusal ve yerel televizyon kanallarında yeterli ve dengeli beslenme, obezitenin önlenmesi ve fiziksel aktivitenin artırılmasına ilişkin bilimsel geçerliliği olan ve konunun uzmanları tarafından desteklenen programların sayısı artırılmaya çalışıldı. Özellikle kadın programlarında yer alan yemek hazırlamaya ilişkin bölümlerde diyetisyen eşliğinde bilimsel, yeterli ve dengeli beslenme ilkelerine uygun bilgiler verildi.

 

Devlet tarafından karşılanmayan müdahaleleri SGK karşılayacak

Obeziteyle mücadele çevre düzenlemesinde dahi kendini göstermeye başladı. Şehir içi alanlar; yayalar, engelliler, bisiklet kullananlara öncelik verilerek otomobillere göre değil; insanlara göre tasarlanmaya başlandı. Parklarda egzersiz alanları, basketbol sahası, futbol sahası gibi alanlar yaygınlaştırıldı. Öte yandan daha önce “estetik müdahale” olarak nitelendirilen bazı müdahaleleri karşılamayan devlet, obeziteye ilişkin birçok tedaviyi artık karşılamaya başladı. Bu bağlamda, şişmanlıktan kurtulmak için obezite merkezleri kurularak, bu merkezlerde uygulanacak olan mide balonu, kelepçe, by-pass gibi uygulamaların masrafları Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmaya başlandı.

Yıllardır bu konuda çalışmalarını sürdüren Türkiye Obezite Araştırma Derneği, yapılan uygulamaların birçoğunu 1990’lı yılların başından itibaren devletin ilgili kademelerine bildirmiş, özellikle okullar ve kantin uygulaması konusunda ciddi uyarılarda bulunmuştur.

Türkiye’nin ilk ulusal obezite eylem planlarının hazırlanmasında da etkin rol oynamıştır.

Araç çubuğuna atla